• Dikiş-Nakış
  • Örgü-Yün işleri
  • El Sanatları
  • DIY-Hobi
  • Yaratıcı Hobiler
  • Sağlık-Güzellik
  • Kadın ve Moda
  • Mutfak
  • Pratik Bilgiler
.::HobiBox::.
Sağlıklı Olalım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sağlıklı Olalım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6/07/2012

Cilt beyazlaştırıcı, lekeleri ve siyah noktaları giderici maske ve padişahların hep niyetine yedikleri "susamlı kurabiye"

 HER KADIN GÜZELDİR, Maske ve kremler, Sağlıklı Olalım  4 Yorum var

Faydaları : cilt beyazlaştıran, güneş lekelerinden arındıran ,siyah noktaları yok eden, cilt sarkmalarını toparlayan ve aynı zamanda da gözaltı morluklarına çok faydalı olan bir maskedir.

MALZEMELER:

*1 çay kaşığı kurutulmuş yumurta kabuğu tozu,
*1-2 damla limon suyu,
*1 yumurta akı,
*Yarım çay kaşığı bal,
*1 çay kaşığı melisa yağı,


YAPILIŞI : Yumurtanın kabuğunu iyice ezip toz haline getirin. cam bir kabın içine koyup İçine diğer malzemeleri de ilave edip tahta veya gümüş kaşıkla karıştırın. Önce cildinizi peeling yaparak ölü hücrelerden arındırın. Sonra bu maskeyi yüzünüze masaj yaparak yedirin. 7-8 dakika bekletip yıkayın.
Bu maskeyi haftada 2-3 sefer uygulayın. Kalan maskeyi buzdolabında saklayın.içindeki limon suyu sayesinde sivilceler kurur. Yumurta kabuğunun içinde 80 taneden fazla faydalı madde vardır. Bal cildi besler. Yumurta akı cildin gerginleşmesini sağlar.

Güzellik uzmanı şems aslan, cildi ve metabolizmayı güçlendiren, kanı temizleyen, Osmanlı padişahlarının hap niyetine tedavi amaçlı yedikleri, susamlı kurabiye nin tarifini verdi. Şems aslanın deymi ile

‘’ 5 li mucize ‘’kurabiyenin yapılışı ;

MALZEMELER:

*200 gr. Çekilmiş ceviz,
*200 gr. Çekirdeksiz kuru üzüm,
*200 gr. Kuru kayısı,
*200 gr. Bal,
*1 limonun suyu ve kabuğu,

YAPILIŞI: Cevizi, kuru kayısıyı, ve kuru üzümü rondodan çekin. Balın içine karıştırın.(karıştırma sırasında tahta kaşık ve ya gümüş kaşık kullanın )bu karışımdan 1 er kaşık alıp ,tamamen susam bulayın. Ve buşakilde hazırlanmış bu kurabiyeden sabah ve akşamları 1 er tane yiyin. Daha fazla yerseniz alerji yapma olasılığı olabilir.

Kaynak

Devamını Okuyun
Pin It

5/28/2012

Tema Vakfından duyurudur! mutlaka okuyun ve paylaşın...

 HABERİNİZ OLSUN, Sağlıklı Olalım  5 Yorum var




Yeryüzünün aldığı yağmur oranı 10 yıllık aralıklarda artar.
Bu sene (2012) dünyanın periyodik olarak en çok yağmur alan yıllarından biri olacak, bu nedenle yediğiniz kayısı, şeftali, kiraz, vişne, karpuz, kavun, erik vb. meyvelerin çekirdeklerini lütfen çöpe atmayın, hele çöp poşetlerine ASLA hapsetmeyin.'GDO'lu olmayan, doğal tohumlarınızı poşete atmayın.. toprağa atın'

Mümkünse herhangi bir yerde toprağın 10 cm altına gömün.
Üzerine de bir bardak su dökün.
Gömme imkanınız yoksa bi poşette bu çekirdekleri biriktirip yanınıza alın ( yada arabanıza koyun) arsa, tarla, toprak yol kenarı, yamaç gibi toprağı gördüğünüz alanlara bu çekirdeklerinizi savurun, korkmayın bu çevre kirliliği değildir aksine çevre için yeni hayattır.

Doğa hemen o yeni çekirdekleri kucaklar ve besler…
Yapacağınız en kötü hareket çekirdekleri poşetlere hapsetmektir !
Bunu yapmayın ve yaptırmayın.
Yapılan çalışmalarda doğaya başıboş atılan yada dikilen bu çekirdeklerin en az yarısının yeşerip ağaç veya bitki olduğu kanıtlanmış.
En büyük israflardan birisi meyve çekirdeklerinin çöpe atılması, ülkemiz adına küçümsenemeyecek büyük bir servet...
Daha yeşil bir ülke için, daha temiz hava için, toprak kaymasını önlemek ve yeni nesillerimize yeşil bir dünya bırakmak için hep birlikte elimizden geldiğince meyve çekirdeği gömelim, savuralım, fırlatalım…

Bu uygulama TEMA tarafından başlatıldı ve bilinçli toplum olarak bizlerin desteklerini bekliyor, Doğaya yardım etmek, gelecekte etrafımızı saracak beton ve gökdelenlerden alamayacağımız oksijeni karşılamak için bile bu çekirdeklerden çıkacak ağaçlara ihtiyacımız olacaktır.
Poşete koymadığınız her çekirdek için şimdiden teşekkürler..

Devamını Okuyun
Pin It

3/01/2012

Zayıflatan ayakkabı çıkıyor!

 HABERİNİZ OLSUN, KADINA DAİR, Sağlıklı Olalım  3 Yorum var




Bu ayakkabıyla nasıl yürünecekse!! sanırım amaç ta bu, yürümeye çalışırlen sarfedilecek efor, yakılacak kalori...iyi hoş ta ya yürüyemeyenler, kırık çıkık bertik çabası:)

''Spor yaparak zayıflamak yerine yalnızca giydiğiniz ayakkabı ile zayıflamayı tercih edecek kişilerdenseniz bu icat tam size göre...

İngiltere'de üretilmeye başlanan 'Antelope' marka topuklu ayakkabılar,
sıradışı tasarımı sayesinde kullanıcılarına 30 günden kısa süre içinde bir beden incelme garantisi veriyor.

Tasarımcılar, topuk ve burun bölgesi konkav bir şeklinde olan ayakkabıyı giyen kişilerin, kumda yürüyormuş gibi bir etki hissettiklerini, bu nedenle de dengelerini korumak için normalden daha fazla kalori harcadıklarını söylüyorlar.

Onay sürecinde

Uzmanlar, sabit olmayan bir yüzeyde yürüme hissi yaratan ayakkabının, bacak, kalça ve karın bölgesindeki kasların daha fazla çalışmasını sağladığını belirtiyor.

Son onay sürecinden de geçerli not aldığı taktirde gelecek sene satışa sunulması planlanan ayakkabıların farklı model ve renklerde üretilerek satılacağı belirtiliyor.''

Mucize İksirler

Devamını Okuyun
Pin It

2/11/2012

Menengiç Kahvesi (Mengüç-Çitlenbik Kahvesi) ve faydaları

 HAYAT BİLGİSİ, Sağlıklı Olalım, ŞİFA NİYETİNE  8 Yorum var

Ne kadar çok şey bildiğimizi gördüğümüzü duyduğumuzu sansak ta bazen duyunca ''aa yeni duydum'' dediğimiiz anlar oluyor.İşte benimde bugün böyle dediğim bir konu. Mucie İksirlerin takipçisi olunca böyle arada sizlerlede paylaşıyorum. İzmir de duymadım görmedim ama en kısa zamanda araştırcam, belki ben sığ kalmış olabilirim. Bilmeyenler için paylaşmak istedim.




'' Menengiç ya da diğer bir deyişle menengüç kahvesi olarak adlandırılan kahve antep fıstığının yabanisinden elde edilen bir içecektir.


Urfa yöresinde yöresel bir tat olarak sık kullanılan menengiç kahvesi sağlık için de oldukça yararlı bir kahvedir.

Menengiç kahvesinin faydaları

* Göğsü yumuşatır.
* Nefes açıcıdır.
* Öksürüğü keser.
* Nefes darlığına iyi gelir.
* Balgam söktürür.
* Ses tellerine iyi gelir.
* Antiseptik özelligi vardır.
* Solunum yollarına faydası vardır.
* Ayak terlemelerini önler.
* Yaraları tedavi eder.
* Böbrek kumlarının dökülmesine yardımcı olur.
* kalp ve damar sertliğini önlemeye yardımcı olur.
* Afrodizyak (Cinsel gücü artırıcı) etkisi vardır.
* Mide ağrılarını dindirir.
* Kalp yetmezliği riskini azaltır.
* Yağlı bir içecektir, yüksek E vitamini ve doymamış yağ asidi düzeyi ile kandaki kolesterolü düşürmeye yardımcı olur.

Bu kahvenin böyle bir güzel olduğunu kim tahmin edebilir...



Menengiç kahvesi nasıl yapılır:


Menengic Kahvesi Türk kahvesi tarzında ağır ateşte pişirildiği gibi, hazır kahve tarzında da kullanılabilir.

Türk kahvesi gibi pişirmek için: Bir çay fincanı süt için bir tatlı kaşığı, Kahve Fincanı için bir kahve kaşığı Menengiç Kahvesini cezveye koyduktan sonra kısık ateşte bir taşım kaynatın.

Bir dakika beklettikten sonra isteğe göre şekerini ayarlayıp servis yapın ''


Link

Ayrıca bu linkte de ayrıntılı anlatılmış...

Devamını Okuyun
Pin It

11/28/2011

Doğal diş parlatıcı kürü

 KADINA DAİR, Maske ve kremler, Sağlıklı Olalım, ŞİFA NİYETİNE  2 Yorum var

Bu bilgileri seviyorum, hem zararsız hem işe yarar, işte yine bir başka tavsiye.

1 çay kaşığı kabartma tozu ile 1 tatlı kaşığı öğütülmüş adaçayını karıştırın. Dişlerinizi her gün bir kere bu karışım ile fırçalayın.

Bunun dışında dişlerinizi her hafta bir kere de, olgun bir çileğe batıracağınız diş fırçasıyla fırçalayın.

Bu uygulama ile hem ağzınız hem güzel kokar hem de dişleriniz parlaklık kazanacak.

http://mucizeiksirler.blogspot.com/2011/02/dogal-dis-parlatici.html

Devamını Okuyun
Pin It

11/11/2011

Ağız kokuları için bir kaç bitkisel öneriler

 Bitkisel çaylar, KADINA DAİR, Sağlıklı Olalım, ŞİFA NİYETİNE  1 comment

Çoğumuzun baş belasıdır bu dert, Allah dermansız dert vermesin diyerek önerileri okumak lazım diyorum.

Ağız kokusu bireylerin sosyal hayatlarını olumsuz yönde etkileyen bir sorundur.

Dış görünümünüz için pek çok şey yapıyorsunuz peki ağız sağlığınız için neler yapabilirsiniz?


İşte size günlük yaşantınızda ağız kokusunu gidermek için dikkat edeceğiniz bazı noktalar;

Su

Yeterli su alımı vücudumuz için gerekli olduğu kadar, ağız sağlığı içinde çok önemlidir.

Su ağızda dişler arasındaki yiyecek kalıntılarını temizler. ağız sağlığı sadece temizlikle olmaz eğer gün içerisinde florür içerikli su tüketirseniz diş minenizi de güçlendirirsiniz.

C Vitamini

C Vitamini içeren çilek, portakal ve kavun gibi meyveler ağızda bakteri üremesine karşı savaşırlar.

C vitamini içeren besinler tükürük üretimini uyararak bakterilerin diş ve dişeti üzerinde birikmesini önleyerek bakterileri en aza indirir.

Sebzeler

Plak oluşumunu en aza indirmeye yardımcı başka bir şeyde sebzelerdir. Kereviz ve havuç gibi sebzeleri çiğneyerek tüketmek çok iyidir. Ağız sağlığının sürdürülmesine yardımcı olmanın yanı sıra vücut sağlığımızı da korur.

Otlar

Sadece yemeklerde baharat olarak kullanıldığını düşünsekte otlar aynı zamanda nefesimizi tazelemek ve tatlandırmak için kullanılabilir.

Maydanoz, nane, biberiye bu otlardan bir kaçıdır. ayrıca bu bitkiler hazmı kolaylaştırarak ağız kokusunu önlemede iki kat daha etkindirler.

D Vitamini

D Vitamini açısından zengin besinler de dişlerde bulunan bakteriler ve plakla mücadele ederler. D Vitamini peynir, süt, ve yoğurt gibi günlük tükettiğimiz gıdalarda bulunur.

Ağız kokusuna neden olan bakterileri ortadan kaldırmak için aktif kültür ve vitamin içerdiğinden yoğurt büyük ölçüde faydalıdır

Yukarıda saydığımız gıdalar ağız kokusunu ortadan kaldırmak için çalışan özel gıda grupları ve türleridir. Bunlar tek başlarına kullanılabileceği gibi doğru ve dengeli beslenme içinde dahil edilmelidirler

http://mucizeiksirler.blogspot.com/2011/11/agz-kokusunu-gidermek-icin-bitkisel.html

Devamını Okuyun
Pin It

11/03/2011

Evde el kremi yapımı

 Ev yapımı, Ev yapımı krem, HAYAT BİLGİSİ, HER KADIN GÜZELDİR, Makyaj sırları, Maske ve kremler, Sağlıklı Olalım, ŞİFA NİYETİNE  10 Yorum var

Ellerim bu aralar imdat diyor, bir yandan temizlik yapan eller bir yandan örgüye uyum sağlayamıyor. Hazır kremleri de ben çok kullanamıyorum, fazla yağlı olanları asla, mümkünü yok o ellerle iş yapamam ve bir şey tutamam. Bende nette araştırırken kendi kremimi kendim yapmaya karar verdim, malzemeleri hesaplı ve kolay bulunabinilen cinsten. Her şeyin doğalı en sağlıklısı. Ben bugün yapmayı düşünüyorum, yapmak isteyenlere paylaşmak istedim. Bir de google amcadan bana en çok gelenler de bu aramadan, yani çok sorulan konular arasında ev yapımı krem, ev yapımı koku var.



GEREKLİ MALZEMELER :
* 15 gr. hindistan cevizi yağı,
* 7.5 gr.vazelin,
* 15 gr. bal
HAZIRLANIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ : 
Tüm malzemeyi iyice birbirine karıştırın. Malzemelerin iyice birbirine karışması için, bu işlemi benmari usulu ile yani, kabı sıcak suya oturtarak yapabilirsiniz. Elde ettiğiniz karışımı, saklamak için cam kavanoza aktarın ve el kremi olarak ihtiyaç

Devamını Okuyun
Pin It

5/11/2011

{Ekolojik deterjana gerek var mı? var, hemde çok var}

 Ekolojik ürünler, HABERİNİZ OLSUN, HAYAT BİLGİSİ, Sağlıklı Olalım  İlk yorumu siz yazın

Son yıllarda o kadar doğallıya ve doğaya açız ki, kelime dağarcığımız bile bu anlamda epey bir gelişti, "organik, ekolojik" gibi kelimeler son on yılın kahramanları oldu. Üzerinde çalıştığım işle ilgili olarak "ekolojik deterjan" araştırması yaparken bakın, gündelik hayatımızda kullandığımız deterjanların faydası olduğu kadar zararları nelermiş.  Bir yandan temizlerken ve temizlenrken bir yandan doğayı nasıl kirlettiğimizi bilmek gerekir. Tabi bunu bilmek yeterli olmuyor, sonucuna ulaşmak, çözümüne varmak diyorsanız  haklısınız çünkü ne yazık ki sağlıklı yaşamanın herşeyden daha çok bedeli var, artık sağlık=kalite olmuştur. Bunun içinde bizim sevgili dahiyane proje sahibi yöneticilerimizin umarız sağlığımzla ilgili süper öncelikleri olucaktır, Allahın günü çok bir gün olur elbette, ömrümüz buna vaki olurmu bilemem!!

Deterjanlalarla ilgili by yazıyı okuyunca sanırım bana hak veriveksiniz...


Devamını Okuyun
Devamı »
Pin It

5/10/2011

{Badem yağı ve iç bakladan yüz maskesi-sivilce lekeleri için}

 Bunlar lazım, Maske ve kremler, Sağlıklı Olalım, ŞİFA NİYETİNE  2 Yorum var

Yine bir maske tarifi var bugün. Yüzümüzde ki sivlce yada benzeri şikayetler her yaşın özellikle genç ve orta yaşın derdi. Özellikle belli biir yaştan sonra kendini yenilemeyen deri hücreleri, sivilce sonrası lekelere en büyük neden. Orta yaşlarda başlayan yaşlanma telaşı bizleri çeşitli para tuzaklarına sevk ediyor, en iyi yol bence doğal olanı. Suna Dumankaya'dan hazırlanışı basit ama faydalı olabilecek bir maske.




İşte badem yağı ve iç bakladan oluşan maske tarifi

Devamını Okuyun
Devamı »
Pin It

Şu meşhur "maydonoz-limon-sarımsak" kürü

 Bunlar lazım, Ev yapımı, Püf noktaları, Sağlıklı Olalım, ŞİFA NİYETİNE  1 comment

Sabah pek tv bakamıyorum ama bugün fox tv de Ömer Çelakıl'ın programında İbrahim Saraçoğlu konuktu, yine mesleği ile ilgili bilgiler verirken programına Fransa'dan bir konuk katıldı, kendisinin 10 yıldır yüksek tansiyon hastası olduğunu ve kolestrolünün sürekli yüksek olduğunu ancak bu kür ile hayatının normale döndüğünü anlatıp İbrahim Saraçoğluna program nezdinde teşekkür etti (umarım asparagas tel bağlantısı değildir, çok kuşkucu toplum olduk ama ne yapayım duyduklarımız gördüklerimiz beni buna itiyor) Gerçi bakıldığında tamamen bitkilerden ve doğanın ürünlerinden oluşan bu kürün yan etkileri olduğunu düşünmüyorum ama siiz yinede bir bilene danışmadan bunu yapmaya kalkışmayın, tansiyonu düşük olanlara ters etki yapabilir. Bu yazım sadece bilgilendirme ve tavsiye amaçlıdır. 

İşte şu meşhur "maydonoz-limon-sarımsak kürü"

Devamını Okuyun
Devamı »
Pin It

2/16/2011

Kullandığınız kozmetiklerin içinde neler var biliyormusunuz?

 Makyaj sırları, Maske ve kremler, Sağlıklı Olalım, Vücut bakımı  4 Yorum var

Evet başlığı okuyunca, bence gerisini de okumalısınız, pek sevmiyorum dahası ihmal ediyorum, bu süsleri püsleri özellikle yaşlanmayı geciktirici, kırışıklık düzeltici vs gibi icatlara pek inanasım yok, hadi parfüme lafım yok, severim kokuları da, diğer aldığımız ürünlerin nelerden yapıldığını okuyunca "yok artık" dedim, hele akşama benim kokoş kızım okuyun "ya anne yaaa" diyeceğinden eminim:) yazıyı okumak için lütfen buraya tıklayın.

Devamını Okuyun
Pin It

2/05/2011

"Yüksek dozda fruktozlu mısır şurubu" denilen illet (mutlaka okuyun)

 Benden haberler, Bunlar lazım, HAYAT BİLGİSİ, Sağlıklı Olalım, ŞİFA NİYETİNE  18 Yorum var



Son yıllarda ki, gıda katkı maddeleri sağlıkta ve sağılığımızda yeterince boy gösteriyor. Yıllardır okurum, bakarım, ama ne yazık ki bilinçli tüketici, bilinçli anne, ve bilinçli vatandaşın (ki bunların sayısı parmakla gösterilecek kadar az ve gittikçe azalmakta) bu kişilerin dışında bu işe ses çıkarmamak, hasır altı etmek, onay vermek, denetlememek bazı siyasilerin, ve bu işten rant sağlayan firmaların birbirleiryle paslaşması sonucu özellikle Mısır şurubu" denilen yüksek dozda ki fruktoz maddesinin zararlarını ayyuka çıkarmıştır. Bugün sokağa çıksanız nedir bu "mısır şurubu" diye sorsanız kaç kişi cevap verir, yada nasıl tanımlar. Çocuklarımızın ve bizlerin geleceği sağlığı ile oynamaya kimin ne hakkı var bu kadar?

Bir çok Avrupa ülkesinde yasaklanan veya sınırılı bir kota verilen bu maddeye, ülkemizde bırakın yasaklanmasını, denetlenmesini bilakis kota yükseltilmesi var, dün gece siyaset meydanında dinledim, daha önce de bir haberde okumuştum,Ülkemizde 2001’de çıkartılan şeker yasası ile mısır şurubu üretim kotası yüzde 10 olarak belirlendi, fakat sonra yüzde 15’e yükseltildi. Halbuki bu kota ABD’de yüzde 2, Almanya’da binde 8.9, Fransa da ise binde 4.9! Bu nasıl bir sorumsuzluk ve aymazlıktır, hangi gerekçe veya nedenler sağlımızla oynama hakkını verir. Önce çiftçiye dur "şeker pancarı ekme" diyeceksin, sonra "mısırı ekme" diyeceksin, sonra şeker için dışardan "mısır" ithal ediceksin, hani bildiğimiz "sakaroz" yani çay şekeri denilen, şeker pancarından yapılan "neyaz şeker" olsa amenna, ama yediğimizin içitiğimizn içinde ki şeker ne yazık ki, yapay "yüksek fruktozlu mısır şurubu" hadi bunuda geçtim, bellir bir kotası olur tamam, hem onu tavan yapıcaksın, hemde bu mısırları "genetiği değiştirilmiş mısırlar" dan alıcaksın...oh ne ala...

Özellikle çocuklarımıza cazip gelen hazır yiyecekler, ve bu cazbeye kapılan anneler biraz daha dikkatli olmalı, sürekli al benisi olan, rengarenk şeker, kurabiye, pasta, cicili bicili hamurlar, çerezler, colalar, gazozlar, kekler derken her an her iki kişiden biri kanser hastalığı potansiyeli bireyler yetişiyor.  Hani mümkünü olsa "Ali babanın çiftliği" misali her şeyimi kendim yetiştirip ekip biçicem, biraz para olsa, gözüm ne yatta ne katta, sadece sağlık ve huzurlu bir hayatta....

Bu "mısır şurubunu" bir çok yerde okudum araştırdım, çoğu teknik terim ve tıbbi, zirai dilden anlatılmış, sizlere onların da linklerini vericem ama ben daha yalın bir halde, herkesin anlayabileceği şekilde özetlemek istiyorum, bu yüzden bir kaç yerden derleme yaptım.

Mısır şurubunun ağası olan, "fruktoz" meyvelerde bulunan doğal bir şekerdir, ama burda bahsedilen ise, nişasta bazlı ürünlerden yapay olarak elde edilen furktozdur, yani, zaten doğanın bize bahşettiği fruktoza ve glikoza kimsenin lafı yok, ama bunları yapaylaştırarak üretilmesine, üretim aşamasında ki metodlara lafımız çok. Bildiğimiz sükroz yani "beyaz çay şekeri" yani şeker pancarından elde edilen şeker, işte bu fruktoz ve glikozun çeşitlli enzimlerden sonra parçalanmasından meydana geliyor. Buraya kadar tamam, ama sonrasına bakalım;

"mısır nişastasının önce glikoza, sonra da bu glikozun yüksek oranlı fruktoza dönüştürülmesiyle oluşturulan kimyasal şeker. bu işlem sırasında 3 farklı enzim kullanılarak nişastanın parçalanması gereklidir. Birinici aşamada nişastadan küçük şeker zincirleri  elde ediliyor. ikinci aşamada, şeker zincirlerini daha küçük parçalara bölerek glikoz elde edilmesini sağlıyor. Bu enzim aspergillus adlı mantar tarafından üretiliyor. Üçüncü aşamada kullanılan enzim ile fruktoz ve glikoz % 50-50 yarı yarıya içeren bir karışıma dönüştürüyor. Bunlardan sonra karışım iki aşamadan daha geçirilerek içinde %42, %55 veya %90 oranında fruktoz barındıran “yüksek fruktozlu mısır şurubu” (hfcs) üretiliyor."

İşte bu "malum şurup" diğer şekerden daha ucuza mal olduğu için, taşınması, yapımı daha kolay olduğu için üreticierin baş tacı, Fatih Altaylı nın yazısında da okursanız, Türkiyede 4 büyük bu işi yapan firma var, bunlardan biri Cargyll firması ki şimdi ortağı Ülker. 

Şimdi işin daha vahim kısmı geliyor, bunu Yiğit Bulut köşesine de taşımış, şu anda iddia deniliyor ve araştırılıyor ama benim canım memleketim de paraya açılan her kapı mübahtır, yani bu "mısır nişastasının" çeşitli enzimlerden sonra şurup olabilmesi için bir takım reaksiyonlardan geçmesi gerekiyor, bunun içinde "domuz kemiği" kullanılıyor. Bunun için size bir başka uzmandan bir paragraf paylaşmak stiyorum;

"Bu tatlandırıcı maddelerin yapımında kullanılan mısır ve benzeri nışastaların en önemli problemi genetik yapısı değiştirilmiş ürünlerden üretilmiş olma ihtimalinin büyük olması ve üretim esnasında saflaştırma safhasında kullanılan aktif karbonun kökenidir. Aktif karbonun hayvan kökenli olması, haram hayvanların kemiklerinden yapılmasını gündeme getirir."

İşte böyle sevgili anneler, anne adayları ve hanımlar, çocukların istedklerini yapmak adına, onları mutlu etmek adına neleri yedirdiğimizi düşünmek lazım, özellikle buradan pasta ve kurabiyecilere soruyorum, bir çok malzeme ve tariflerine baktığımda "mısır şurubu" geçiyor, acaba bunun için başka bir yol yokmu, bir muadili yokmu, varsa bilgilendirirseniz seviniriz. 

Bu arada biz yetişkinlere ne demeli, bu şurubun nasıl şişmanlattığını, çocuklarımız dan nasıl obezite potansiyeli yarattğına bir bakalım;

Yüksek fruktozlu mısır şurubu (HFSC) birçok içeceğin şeker içeriğini karşılarken, ketçap, salata sosları ve bazı tür ekmekleri tadlandırmaya kadar birçok yiyecekte kullanılır. Bununla beraber vücutta sindirim sistemindeki açlığı kontrol eden hormonlara çelme takıp bozulmalarına neden olur.

Sonuç: Dolu ve tok bir mideye sahip olduğunuzu beyine iletmesi gereken hormonlar düzgün işlemez böylece daha fazla açlık duyarsınız. Bugünden itibaren yiyeceklerdeki besin değerleri etiketlerini daha dikkatlice okuyun ve tükettiğiniz mısır şurubu miktarını azaltarak daha sağlıklı olun.

Sindirim sisteminizdeki iki temel hormon sayesinde açlığınızı ve iştahınızı kontrol edersiniz.

Grelin hormonu midede saklanır ve iştahınızı arttırır. Mideniz boşaldığınızda grelini dışarıya salgılar ve yiyecek ihtyacı duyduğunuzu beyine iletir.

Leptin ise beyninize midenizin dolu olduğunu söyleyen hormondur. Yüksek fruktozlu mısır şurubu leptin hormonunu saklar ve beyninize tok olduğunuz mesajının iletilmemesine sebebiyet verir.

Aynı şurup konu greline gelince kesinlikle çalışmasını engellemez ve midenizde yeteri kadar yiyecek bulunsa bile beyninize devamlı aç olduğunuz mesajının iletilmesini sağlar.
Yüksek fruktozlu mısır şurubu tüketiminin yaygınlaşması, belki de yaygınlaşma olan obezite sorunun fizyolojik nedeni olabilir.
Birçok üretici, ürünlerindeki yağ miktarını azaltıp bunu özellikle belirtirken, arttırmakta oldukları mısır şurubu oranından bahsetmemektedir.


Sizlere şimdilik aktaracaklarım bu kadar, Lütfen bu yazıyı iyice okuyun, okutturun. Çocuklarımızın ve bizden sonraki nesilleri "emanet oylarla getirdiğimiz siyasi iktidarların" ihtiraslarına kurban edilmesine göz yummayalım.


http://www.gidaraporu.com/glikoz-fruktoz-glikosurup_g.htm

http://www.haberturk.com/yazarlar/597300-glikozfruktoz-dosyasi-korkunc-detaylar-iceriyor

http://www.haberturk.com/yazarlar/fatih-altayli/597639-saglik-bakanligi-fruktoz-icin-kurul-topluyor
Özellike bu yazıyı okuyun, ve Fatih Altaylıya bir arı üreticisinden gelen maili okuyun.
http://cerkezkizi.blogspot.com/2008/06/misir-urubu-nasil-imanlatir.html

 http://www.food-info.net/tr/products/sugar/types.htm


Devamını Okuyun
Pin It

1/20/2011

Öksürüyorum ve bu çayı içiyorum

 Benden haberler, Püf noktaları, Sağlıklı Olalım, ŞİFA NİYETİNE  10 Yorum var

Limon. İki çay kaşığı organik limon kabuğu, bir çay kaşığı adaçayı ve yarım çay kaşığı kekiği kaynamış suda 15 dak. bekletin. Dikkat edin, kaynatmayın, kaynamış suda bekletin. Bir çorba kaşığı bal ilave ettikten sonra için. Benim gibi ciğerleriniz sanki karda kalmış gibi öksürüyorsanız bu çayı yapın ve için. Bana iyi gelecek gibi his var içimde. Acaba psikolojik olarak mı iyileşmek lazım ne? Ama her yerim odunla dövülmüş gibi olunca ruhen be bedenen her türlü iyileşmeye kapım açıktır.

Devamını Okuyun
Pin It

12/28/2010

"Zencefil" denilen mucize...

 Bitkisel çaylar, Sağlıklı Olalım, ŞİFA NİYETİNE  İlk yorumu siz yazın

Bu aralar taktım bu zencefile. Evde kurabiyesi, çayı, balla karışımı ne rarsan var. Benim kız maul diplomalı aktar, faydasını say say bitiremedi. Şimdi onun dediklerini kaleme alacak zaman olmadığından, yine bilir kişi bir hocadan bulup paylaşayım dedim. Oktay Ustanın "zencefilli kurabiye" tarifi harika, bence sizde deneyin derim, yapmayanlar için tabi. 

Zencefil o kadar önemli bir bitki ki, evinizden eksik etmemenizi tavsiye ediyoruz. Yazımızı okuyunca sizde bize hak vereceksiniz!
Zencefil kökünün bileşiminde önemli etken maddeler var. Taze zencefil etken madde bakımından daha zengin; yüzde 80 su, yüzde 2 protein, yüzde 1 yağ, yüzde 12 nişasta, kalsiyum, fosfor, demir, B ve C vitamini içeriyor. Kuru zencefilde su oranı yüzde 10.
Zencefilin; iştah açıcı, antiseptik, midevi, gaz söktürücü, sindirimi düzenleyici, solunum, toksin atıcı, yollarını açıcı etkileri bulunuyor. Zencefil kan damarlarını açar, terleme ve sıcaklık yapar, kalbi canlandırır.
Londra’da St. Bartholomew hastanesinde yapılan bir klinik çalışmada, zencefilin hastaların anesteziden uyanınca gösterdikleri bulantı ve kusma belirtilerini antiemetik ilaçlardan daha çok önlediği ortaya çıktı.
Rahat uyumayı sağlıyor
Uykusuzluk, kas ağrısı, sabit kusma gibi belirtilerle hasta olan bir kişi, zencefil ve baldan yapılmış çay içerlerse terleme olur, ağrılar azalır, ateş düşer ve derin bir uyku gelir.
Enfeksiyon sonucu oluşan ateşleri düşürmede de ucuz, hazırlanması kolay, güvenli bir ilaç olan zencefil; insanlığa tarihten gelen bir mirastır.
Günümüzde batı ve doğu ülkelerinde zencefil hakkında bilimsel araştırmalar yapılmaktadır. Japonya’da Tukushime-Bunri Üniversitesine bağlı Eczacılık Fakültesi, zencefilin kalp kası kaslarını kuvvetlendirdiğini bildirdi.
Yine Kyoto Üniversitesi araştırıcıları zencefilin kalp kaslarını kuvvetlendirdiğini ve dolaşımı düzenlediğini bildirdi.
Hindistan’da Baroda Üniversitesi araştırmacıları, yaptıkları deneylerle zencefilin karaciğer ve kandaki kolesterolü azalttığı sonucuna vardılar.
Japon bilim adamları zencefilin bileşiminde bulunan shopal’ün pıhtılaşmayı önlediğini buldular.
Taşıt tutmalarına birebir
Zencefil, bulantı ve kusmaya karşı çok etkili doğal bir ilaçtır. Uçak, vapur, otomobil gibi taşıtlarda sallanmaktan ileri gelen bulantı ve kusmalara karşı zencefil rahatlatıcı çözüm oluyor.
REÇETE : Yolculuğa çıkmadan 30 dakika önce ağza alınan 1 gr. zencefil araç tutmasını engeller. Taşıt tutmasında, ameliyat sonrası ayılmalarda 0,5gr. – 2gr. arası zencefil+100 ml. sıcak su ile ile hazırlanan infüzyon faydalıdır.
Gebelikte bulantıya iyi geliyor
Zencefil ayrıca gebelikte sabah hastalığı diye bilinen ve sabahları görülen bulantı ve kusma gibi rahatsızlıklarda da kullanılır. 30 hamilede yapılan denemelerde hastalara her gün 1 gr. toz zencefil verildiğinde, semptomların azaldığı ve tamamen geçebildiği ortaya çıkmıştır.
Mide Bulantılarına REÇETE : 0,5gr. – 1gr. toz zencefil + 150 ml. kaynar su ile infüzyon hazırlanır, gerekli durumlarda günde 2 veya 3 kez tekrarlanır.
Soğuk algınlığına karşı; limonlu veya karanfilli zencefil çayı etkili oluyor.
Zencefil nasıl alınır?
Zencefili alırken taze kurutulmuş olmasına dikkat edin. Bildiğiniz güvendiğiniz aktardan tane zencefil olarak almanızı tavsiye ediyoruz. Evde pirinç veya bakır havanda çok kolay ezerek toz haline getirebilirsiniz. Ayrıca marketlerde satılan taze zencefili de alıp, onuda kullanabilirsiniz. Ancak kuru olanının kokusu ve etkisi daha yoğun!
Zencefil mutfakta nelerde kullanılır?
Çorbalara, pilava, sütlü tatlılara, pasta ve keklere, beyaz peynire, vb. katılır.
Dikkat:Kan sulandırıcı ilaç alınıyorsa, ülser, safra taşı varsa kullanılmaz. 6 yaş altı çocuklarda kullanılmaz.

Kaynak: Zencefil Doğanın Harika İlacı/ Prof. Dr. Ayşegül D.ERDEMİR

Devamını Okuyun
Pin It

11/30/2010

Evde "zeytinyağından doğal sabun yapımı"

 Bunlar lazım, Ev yapımı, HAYAT BİLGİSİ, Maske ve kremler, Sağlıklı Olalım, ŞİFA NİYETİNE  11 Yorum var



Zaman zaman ev yapımı araç gereçlerle sizlere bir şeyler sunmaya çalışıyorum. Bayram öncesi bu site ve bu konuyu hemen bir kenara ayırdım, sizlerle bunu mutlaka paylaşmalıyım dedim. Kimyasalın neredeyse girmediği sektör yok, artık çarşı pazar dolaşırken nerde "organik ve doğal" ürünler biz ordayız. Hani mümkünü olsa "Ali Babanın çiftliği" ni kurup herşeyi kendimiz yapmak istiyoruz. İşte bu kendi yapabileceklerimizden bir örnek. Sabun hepimizin vazgeçilmezi, sağda solda hep bu konuda görüyoruz okuyoruz ama genelde süs sabunları tarzında. Bu site deki sabun tamamen "sabun işlevselliğini" içeren bir ev yapımı tarifi, malzemeler sadece zaman alıcı türünden ama bir kere alışıldımı sanırım hep yapılması gereken bir ihtiyaç diye düşünüyorum. Özellikle etrafımız bu kadar kimyasal olmuşken.


YEREL ve DOĞAL SABUN YAPIMI

Kül suyu ve Zeytinyağı ile…

Gereken araç ve malzemeler;

Yağ (Yenmeyecek kadar acı herhangi bir yerel yağ)

Kül (Herhangi bir odun olur ancak Meşe daha iyi olur)

Su (Yağmur suyu daha iyi olur)

Tuz (Deniz yada Kaya tuzu)

Ekşimiş süt sıvısı (Ph oranını 9 un altına indirmek için)

Koku (Hoşunuza giden bir yağ yada Tarçın gibi bir toz koku)

Kazan (ölçünüze göre hacmi siz belirleyin;tencere,bakraç,vs)

Ateş (biz odun ateşinde yaptık,siz tüpte de deneyebilirsiniz)

Enli tahta (karıştırmak ve sabunun oluş sürecini kenarındaki akışkanlığı izlemek için)

Bome (yağı sabunlaştıracak kül suyunun olup olmadığını ölçmek için)

Ph ölçer (sabunumuzun cildimizi tahriş etmeyecek ölçüye ayarlamak için)

Isı ölçer

Veee bol sabır ::-)

Önce Denemeler;

Soğuk sabun yapımı denemeleri

1) 2 birim zeytinyağının üzerine 1 birim 21 bome kül suyu çok yavaş dökülüp mikserle hızla karıştırılınca sabunlaşma tepkimesi verdi ama ph 13 değerinde çıktı. Bu pH değeri beklenenin üstündeydi.

Doğal,köy vs adıyla yapılan sabunların ph’ını ölçtüğümüzde 9-10 çıktığını gördük.

2) Baz (Kül suyu) zeytinyağının üzerine hızla dökülünce sabunlaşma tepkimesi veriyor ama zeytinyağının tamamı tepkimeye giremiyor. Büyük kaptan alınan bir örneğe ısıtılmış zeytin yağı dökünce homojen bir karışım elde edlidi ama ph da bir değişme olmadı. Başka bir örneğin üzerine incir sirkesi eklendi (ph:3) sabunlaşmaya bir etkisi olmadı. (ancak 5 C ve üstü zincir uzunluğuna sahip yağ asitleri sabunlaşma gerçekleştirebilirmiş ) Ph’da da bir değişim olmadı. Yine başka küçük bir örneğe asit baz tepkimesini hızlandırması için etil alkol eklendi (%96) ama herhangi bir etki gözlenmedi.

Son olarak bütün örnekler karıştırılıp kaynatılınca bir sabunlaşma reaksiyonu oldu ama ph:11 olarak kaldı ve elde yağlı bir his bıraktı.

Sıcak sabun yapımı:

1) Yağ ısıtıldı 45 C dereceye soğutuldu. Kül suyu ısıtıldı oda sıcaklığına soğutuldu. Bu iki örnek belirtilen sıcaklıklarda kül suyunun yavaş yavaş verilmesi suretiyle birbirine karıştırıldı. Bu işlem sırasında küçük değişimler haricinde herhangi bir tepkime gözlenmedi. İşlem sırasında sürekli ph kontrolü yapıldı. Ph ölçümlerinden yararlanılarak asitlik düştüğünde baz(kül suyu) yükseldiğinde asit(kaynatılıp soğutulmuş yağ) eklenerek tepkime gerçekleşen pH aralığı tespit edilmeye çalışıldı. Gerçekten de pH’ı 10’un üzerine çıkan numuneye yağ eklenmesiyle bir anda tepkime oluştuğu gözlendi. Bu tepkimeyi hızlı bir pudingleşme izledi. Deneyin devam ettirilmesiyle sabunlaşma tepkimesinin 8-10 pH aralığında gerçekleştiği gözlendi. Önceden yapılmış sabunların da pH’ının bu aralık içinde olduğu öğrenildi.

2) Yağ ısıtıldı 45 C ‘de kül suyu damla damla eklenmeye başladı. Sabunlaşma tepkimesi gözleninceye kadar bu işleme devam edildi. Bir önceki maddede kazanılan pH aralığı (8-10) dikkate alınarak pH bu aralıkta tutuldu. Tepkime başlayınca pH kontrolünün de ışığıyla kül suyu ilavesi kesildi. 1,5 kül birim suyu 10 birim yağ kullanıldı. Daha düşük oranda kül suyu kullanılabilirliğinin imkanları araştırıldı. Sabun oluştu ve kalıba döküldü. Son pH 10 olarak gözlemlendi. Sabun el yıkanarak denendi. Sabunun yağı çözdüğü fakat küçük de olsa elde bir yağlılık hissi bıraktığı gözlendi. Bu hissin kullanılan düşük kül suyu oranından kaynaklanabileceği öngörüldü. Aynı örnek üzerinden bir miktar alınarak tuzun etkisi ölçüldü. Tuz koyulan örnek daha jelimsi bir yapı kazanırken diğer örneğin daha kuru olduğu saptandı. Bu sonuç şaşırttı. Çünkü araştırmalara göre tuzun çökelmeye yardımcı olarak daha sıkı bir yapı kazanımına destek olacağı varsayılıyordu. Yine de belki bu sonuç analiz hatalarından kaynaklanıyor olabilir.

3) Daha önceden standartlaştırdığımız 1 birim kül suyu 2 birim yağ oranı uygulandı. Bu kez farklı olarak kül suyu damla damla değil doğrudan ilave edildi. Öncekilerin aksine yalnızca bir kez karıştırılarak tepkime kendi haline bırakıldı. Sonuç oldukça umutlandırıcıydı. Deney oldukça kontrol altında gerçekleşti. Daha önce hiç olmadığı kadar güzel bir kıvamda sabun elde edildi. 5. dakikada tepkime köpürme şeklinde tüm kaba yayıldı. 15. dk da köylünün deyişiyle balgama dönüştü, 30. dakika da hacim küçüldü muhallebi görünümü kazandı ve kalıplandı. Kıvamın güzel olması yağ kül suyu oranının 2/1 olması yönünde destek veren bir sonuçtu. Bu deneydeki tek sorun elde edilen sabunun elde çok az bir yağlılık hissi bırakmasıydı. Bu durum asit baz oranının ya da kül suyunun yavaş yavaş eklenmesinin tepkimede önemli olabileceğini düşündürdü.

4) Kül suyu yağ oranını sabitlemek adına 1/5, 2/5 ve 3/5 oranlarında kül suyu ve yağ ateş üstünde tepkimeye sokuldu. 1/5 örneğinin pH ı 11 2/5 örneğinin pH ı 10 3/5 örneğinin pH ı ise 9 olarak tespit edildi. Baz oranı ile pH arasındaki ters orantı şaşırttı. Baz oranının arttırılmasıyla pH ın artması beklenirken pH ın düştüğü gözlemlendi. Elde edilen sabunların elde bıraktığı his açısından en verimlisi 3/5 örneği oldu.

Tüm bu bilgiler ışığında;

Daha küçük kül suyu oranlarında sabunun üretilebileceği bilgisine rağmen en uygun oranın şimdilik 1 birim kül suyu iki birim yağ olduğu,

Yağı ateşe koyduktan hemen sonra 40-45 C de iken kül suyunu bir kerede tamamının yağa karıştırılacağı,

Tepkimenin ancak belli bir sıcaklıkta verimli bir şekilde gerçekleştiği; bu sıcaklığın da 95 C ve üstü olduğu

İşlemin örneğin büyüklüğüne göre yarım saat ila bir saat arasında sürdüğü

pH aralığının 8-10 olduğu

İşlem sırasında kül suyunun bomesinin önemli olduğu (21)

Bilgilerine ulaşıldı.

Ve

Bomesi ayarlanmış (21) kül suyunun üretim zorluğu, uygulanan ısıtma işleminde kullanılan yoğun emek,kaynak ve geleneksel olarak kül suyundan sabun üretiminin daha farklı metotlarla da yapıldığını bilmemiz bizi daha farklı metotları araştırmaya sevk ederek yapılan tüm çalışmaların yeniden gözden geçirilmesi gerçeğini doğuruyor…

Özet;

Kül suyu yapımı;

Her hangi bir odun külü olabileceği gibi meşe içeriğindeki potasyum zenginliği daha yüksek bome oranlarına ulaşmamızı sağlıyor. Eğer kül üretemiyorsanız size en yakın odunda ekmek,pide,lahmacun pişiren fırından bol bol ve tertemiz kül alabilirsiniz.

Biriktirdiğiniz yağmur suyu veya kireç oranı düşük bir suyla 1/1 oranında karıştırın. 2 saat sonra kül çöker ve üstte kalan suyu ölçtüğünüzde 2 bome gelir. Bu karışımı kaynatmaya başladıkça bomesi yükselir.

Siz denemelerinize 10-15 bomelerde başlayabilirsiniz.

Sabun yapımı;

Kazanımıza (Tenceremize) 2 ölçek oldukça acı yenmeyen zeytinyağını koyup ateşi yakıyoruz.40 C de yüksek bomeli (21) kül suyumuzu bir defada boşaltıyoruz. Hemen köpüklenme ve kazanın yukarısına doğru yükselme başlar. 5-10 dakika sonra ballanma,balgamlanma yada pudingleşme başlar.Bir süre sonra (kazandaki karışımın çokluğuna göre 10 ila 60 dakika arasında değişir) karışımda köpüklenme kalmaz. Bu aşamada arap sabunundan daha kıvamlı olsun diye tuz ilave edebiliriz. Sabunda istediğimiz koku malzemesini şimdi az miktarda koyabiliriz. Enli tahtamızla karışımı alıp tahtanın yanından süzdürdüğümüzde ayrı ayrı sıvılar yerine sadece tek bir sıvı-bal gibi yavaş yavaş akıyor ya da hiç akmıyorsa sabunlaşma bitmiş demektir.

Takıldığınız her aşamada bize danışabilirsiniz.

Kasım,2010

KAYNAK

Devamını Okuyun
Pin It

11/23/2010

Ölü hücreleri temizleyen, canlandıran "ceviz maskesi"

 HER KADIN GÜZELDİR, KADINA DAİR, Maske ve kremler, Sağlıklı Olalım, ŞİFA NİYETİNE  6 Yorum var


Bugün güzellik tir, maskeler dir gidiyoruz bakalım, tatlı vs yapımı için cevizli birşeyler bakayım dedim,  Kemalpaşa dan gelen dalından kopma cevizler beni kırın diye bekliyor. Bu maskeyi görünce işte budur dedim, bir hafta birini bir hafta birini yapmak lazım, Allah allah pek bir gençleşicez, kompleklsi günlere mi girdim ne...

"Ceviz hayatımızın birçok noktasında oldukça geniş yer tutmuş önemli bir besin maddesidir. Vücudumuzun her bölgesinde faydalı olan bu besin maddesi cildimiz içinde çok önemlidir.

Cildimize uygulayacağımız ceviz maskesi ölü hücreleri temizleyerek cildime doğal bir güzellik kazandıracaktır.

Hazırlanışı :

*İlk önce cevizimiz un haline gelinceye kadar dövün. ( Bu işi kolaylık olsun die blandırlarda da yapabilirsiniz ).

*1 tatlı kaşığı bal.

*1 tatlı kaşığı portakal suyu

* 4 Kaşık Süt

Bunları iyice karıştırın ve daha sonra yüzünüze masaj yaparak uygulayın 15 dakika bekledikden sonra yüzünüzü ılık suyla yıkayın, değişikliği göreceksiniz.

www.tıbbisifalibitkiler.com

Devamını Okuyun
Pin It

Nar'ın faydaları

 HER KADIN GÜZELDİR, KADINA DAİR, Maske ve kremler, Sağlıklı Olalım, ŞİFA NİYETİNE  İlk yorumu siz yazın

Kışın en sevdiğim meyveler den biridir NAR. Aşure ve güllaca güzelliği ile katkıda bulunurken, kendisi de şahsen bizleri güzelleştiren bir meyve. Bugün bir hayli evde Nar'ı görünce bu nimetin faydalarını bir kez daha hatırlamak, hatırlatmak istedim. 
"Hem çekirdeği hem kendisi şifalı bu meyvenin dünya mutfağında hem içecek hem de çeşni olarak kullanımı çok yaygın ancak fazlasıyla hak ettiği şifa özelliği son birkaç yıldır gündemde. Oysa Orta Doğu’da ve Yunanistan’da yüzyıllardır şifa amaçlı kullanılmış. İlahi kitaplarda, cennet meyvesi olarak tanımlanır. Hatta, bazı kaynaklar Havva’nın Adem’e verdiği meyvenin elma değil, nar olduğunu iddia ederler.

MEME KANSERİ DÜŞMANI

Nar çekirdeğindeki diğer önemli bileşenler olan linoleik ve oleik asitlerin hayvan deneylerinde kalın barsak kanseri üzerinde önemli iyileştirici etkisinin olduğunu gösteren hayvan deneyleri mevcut. Prostat ve meme kanserinde de etkili olduğu düşünülmekte. Prostat kanseri yanı sıra prostatın iyi huylu büyümesinde, şeker hastalığında ve lenf kanserinde de etkili olduğuna dair ABD’de yapılmış çalışmalar var. Linoleik asit, kandaki kötü kolesterol oranını düşürmekte oldukça etkili, kötü kolesterolün damar çeperini delip duvara yerleşmesini ve plakaların, tıkanıklıkların oluşmasını önlüyor. Dolayısıyla damar sertliğine karşı koruyucu, damar elastikiyetini artırıcı özelliği de var. Kan basıncında artışa sebep olan ACE adlı enzim aktivitesini azaltarak kan basıncını düşürücü etki sağlıyor, yüksek tansiyon hastaları için oldukça faydalı bir etki bu.

YÜKSEK DOZ C VİTAMİNİ

Bu mucizevi meyve, kuşburnunun tahtını devirecek kadar yüksek doz C vitamini içeriyor ki artık yüksek doz C vitamininin kansere karşı koruyucu etkisi neredeyse kanıtlandı. C vitamini yanında yine yüksek doz B vitaminleri, demir, fosfor, sodyum, potasyum, çinko ve magnezyum da içeriyor.

Narın faydaları saymakla bitmiyor. İster tek tek tanelerini yiyerek tüketin, ister suyunu sıkarak için nar, pek çok derdin devası. Örneğin narda 10 bardak yeşil çaya ve 4 bardak kızılcık suyuna eşdeğer antioksidan madde bulunuyor. Narın bilinen bazı faydaları:

Tansiyonumuzu olumlu bir şekilde düzenler

Kalbimizi korur düzenli çalışmasına destek olur

Enfeksiyona karşı vücut direncini korur ve artırır

Enerji verir, yorgunluğu giderir

İdrar söktürücü etkisiyle toksin atımını sağlar

Bağışıklık sistemini güçlendirir hastalıklara karşı korur

Kolesterol ve kan şekerimizi regüle eder artmasını engeller

Bağırsak parazitlerinin düşmanıdır, iyi bakterilerin artmasını sağlar

İshali (diare) önler tedavide destek sağlar

Ciltte olumlu katkısı vardır, pürüzsüz görünüm sağlar

Cilt enfeksiyonlarında olumlu katkısı vardır"


Alıntıdır.

www.hekimce.com

Devamını Okuyun
Pin It

10/28/2010

Çok yararlı "kış çay" tarifi

 Bitkisel çaylar, Sağlıklı Olalım, ŞİFA NİYETİNE  4 Yorum var

 Aarada Milliyet Bloglarını dolaşırım. İlginç, değişik yazılar, faydalı bilgilere rastlarım. Bunlardan biri diye düşündüğüm bu "kış çayı tarifini" paylaşmak istesim. Bu öksürük aksırık geçmeyince, dikkatimi çekenler bunlarda yoğunlaştı. Hep alırız içieriz, çoğu zaman aktarcılardan hazır karışım alırız, ama hangisinden ne kadar var bilemeyiz. Ben ayrı ayrı alıp bilerek içmek istiyorum diyenler için bir fırsat.

"Bu günlerde hemen her yerde aksıranlar, öksürenler, burnunu çekenler, sümkürenler ve soğuktan kaynaklanan hastalıklarla mücadele edenler etmeye çelışanlar yada bunu başaramayanlar için Aktar Zatobek herzamanki gibi görev başında işte size süpper kış çayı. Demleyin, için sevdiklerinizle de paylaşın, paylaşın ki onlarda hastalanmasınlar.

IHLAMUR 50 GR
ADAÇAYI 20 GR
TARÇIN 1 ÇUBUK
ZENCEFİL 2 PARÇA
KARANFİL 5 ADET
HAVLICAN 2 PARÇA
KUŞBURNU 50 GR
HİBİSKÜS 30 GR
OKALİPTÜS 5 YAPRAK
PAPATYA 10 TANE

Bu bitkileri birbirine harmanlayıp demlik içerisnde kaynayan suya 5/1 ini atıp bir taşım kaynatıp 3 dk demlemeye bırakın dha sonra bl veya pekmezle tatlandırıp için için için.Şifa olsun"

Aktar Zatobek

(ALINTIDIR)

Devamını Okuyun
Pin It

8/29/2010

Yağ yakıcı meyve suyu -Fat burning fruit juice

 Bunlar lazım, Diyetler, KADINA DAİR, Sağlıklı Olalım  5 Yorum var

Bu içeçeği okuyunca paylaşmak istedim. Hepsi bildiğimiz meyveler, baharatlar, zararı yok etkisi yok.

Malzemeler:
2 tatlı kaşığı tarçın
1 rendelenmiş suyu çıkarılmış yeşil elma
1 tatlı kaşığı toz zencefil
2 greyfurt suyu sıkılacak
1 portakal suyu sıkılacak

Hazırlanışı:
Bütün malzemeler 1 lt soğuk suya karıştır yemeklerden önce tüketilir.

Pervin Bulgak


http://www.kadinca-forum.com/blog/yag-yakici-icecek.html

Devamını Okuyun
Pin It

7/23/2010

Yine hastahane, yine fıtık ve "kortizon"

 Duyuru, Sağlıklı Olalım  18 Yorum var

Bu aralar pek iyi haberlerle gelmiyorum size öyle değilmi? Bugün yine hastanaedydim, sabaha karşı acile gittik. Sebep bu sefer "bel fıtığı" boyundan sonra bir de bu çıktı karşıma. Aslında yeni bişey değildi, 2002 yılında çalıştığım işyerinin merdivenlerinden düşmüştüm, o zaman ki hasar sadece kuyruk sokumunun kırıldığı idi ( desenize varmı sağlam yerin) ben bunu derdine düşerken, meğerse belimde ki omirlikler kayma olmuş, ve zamanla bu diskler sinirleri sıkıştırmış. Bir kaç yıl sonra bu anlaşıldı. Bu zaman içinde ilaçla öyle böyle idare ediyor, artık bununla yaşamaya alışıyor dum, taa ki düne kadar. Dün biraz temizlik perileri ziyarete gelince, dip köşe kalkıştım. Aslında bu durumdan dolayı dikkat ederdim hep ama olacağı varmış ki üçlü koltuğu, tv ünitesi vs derken, akşama nişana yetişme gayretiyle çabuk çabuk işleri bitiridim, sonra güzel güzel giyinip kuşanıp nişana gittik, kızımla bide karşılıklı kurtlarımı da döktük, ama gece eve gelince sonuç hüsran:( gündüzden başlayan ağrılarımın kaynağını kendimce bulmaya çalışırken, sebebin boyn fıtığı için aldığım ilaçların yan etkisine vuruyordum. Ne zaman yatağa bir yattım o yatış. Feryat figan sabaha kadar yatakta hiç bir tarafa kımıldamadan yattım, oflaya puflaya sabahı zor ettim. Allahtan kızımın bugün izin günüydü. Günün ilk ışıklarıyla birlikte hastanein yolunu tuttuk, tabi giyinmem aşağı inmem arabay binmem kablumbağa hızında olunca, bir saatte ancak varabildik, burnumuzun dibinde ki hastaneye. Öğlene kadar acil deki tedavi, diğer tetkikler için benim haraket edebilme özelliğimi sağalayacak ağrı kesici destekli serumlardı. Daha sonra Geçenler de bahsettiğim benim şeker doktorum Sn. Uzman Dr. Şafak Bilge nin yanında soluğu aldım, zaten bu esnada kendisinin talimatlarıyla biraz dirilmiştim (tekerlekli hasta koltuğuna oturacak kadar) . Yapılan muayene ve tetkikler sonucu üç gün süreyle kortizan tedavisi uygun görüldü, yoksa ameliyatı kabul etmem gerekicekti. Kortizonla ilgili kuşkularımı anlatınca, sevgili doktorum içimi oldukça rahatlattı, bu çok kısa süren bir ilaç tedavisi olacağı için korkacak bişey olmadığını söyledi, aksi takdirde bu akut fıtık halini başka türlü atlamazdım, çünkü ağrı kesici serumun etikisi azalınca yerimden kımıldayamamk yine söz konusuydu. Beni tedaviye başlayacak şekilde biraz düzeltmesi gerekiyordu. Zaten kortizonu vücudumuz üretiyormuş, hergün 24 saat içinde 15-40 gr.kortizon üretimi gerçekleşiyormuş. Dışardan kortizon alındığında böbrek üstü bezlerinde üretilen ve vücuttaki yağ ve karbonhidrat metabolizmasını düzenleyen kortizon üretimi duruyormuş, bu yüzden az ama yavaş kesilerek kısa süreli kortizon tedavisi uygulanacak. Daha sonra gerekli olan MR ve diğer tetkikler yapılacak. Kendsinden Allah razı olsun, kızım "ağzından bal akıyor" anne diyor, iyi ki bu doktora rastlamışım. Bakalım bundan sonrasını önce Allaha sonra onun ellerine bırakıyorum.

Bu arada bir kaç konu hazırlamıştım, dünden beri onlar yayınlanıyor, yorumları yayınlayıp cevap yazamayabilirim, şimdiden maruz görünüz. Kortizonla ilgili bildikleriniz deneyimleriniz varsa da sizlerden dinlemek isterim. Dualarınız benimle olsun, hepinizi sevgiyle öpüyorum...

Devamını Okuyun
Pin It
Önceki Kayıtlar Ana Sayfa
internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.

Popüler Yayınlar

  • Buda kahve filtresinden çelenk
    Hazır başlamışken bu DIY çalışmalara son sürat devam. Az önce kitap gazete yapraklarından duvar çelengi yada süsü yada çiçeği (her türlü isi...
  • Baharlık mini pelerin örneği
    Güzel bir gün dileğile merhaba güzeller, Bu pelerini görünce çok beğendim, şiş işiyle uğraşanların büyük bir olasılıkla ezbere bildikleri bi...
  • Yine kumaş - gül - kolye üçlüsü
    Bakıldığı zaman ne kadar zengin, gösterişli ve ulaşılmaz gibi duruyor değil mi? Oysa ne kadar basit ve maliyeti ucuz malzmelerden yapılmış....
  • Tam bize göre diyet
    Mutlaka her diyet Doktor kontrolü altında yapılmalı ama, bu yiyeceklerin hiç bir zararı olucağını sanmıyorum. Herkes kendi bünyesini ve raha...
  • Bilin bakalım bu ne?
    Ben şahsen ilk bakınca bilemedim, yani otantik seramik falan bişeyler geldi aklıma, ama tıklayınca bir de ne göreyim...yok yok söylemeyim, e...
  • Arkadaşlar, bu yazıya herkes yorumdan "imzasını" atsın, karşı atağa geçicez, vakit daralıyor, "BLOGUMU GERİ İSTİYORUM"
    Arkadaşlar az önce yine TTNET ile görüştüm, şu an için yok ama bu olmayacağı anlamına gelmiyor, olursa da, sabaha kadar vaktimiz var diye dü...
  • Öksürüyorum ve bu çayı içiyorum
    Limon. İki çay kaşığı organik limon kabuğu, bir çay kaşığı adaçayı ve yarım çay kaşığı kekiği kaynamış suda 15  dak .  bekletin. Dikkat edin...
  • Bugün "maydonoz" dayım
    Sevgili cimcimeblog un önderliğini yaptığı "maydonoz bloglar topluluğunda" bugün bende yerimi almışım. Kendi blogumu görünce ço...
  • Bugün ben "doğmuşum"
    Herkese mutlu haftalarrr, efendim bugün üzüleyim mi sevineyim mi bilmiyorum, iki gün boyunca açık öğretim sınavlarına gömülmüş olan kafam, b...
  • Bal kabağından "doğal vazo"
    Çiçekler doğal olur da, vazosu olmaz mı. Dalından koparılmış çiçekleri, dalından koparılmış bal kabağına koymak kim düşünmüş se, pek iyi dü...
TwitterFacebookGoogle PlusLinkedInRSS FeedEmail


Abone


Hayran


Yazı


Yorum
Follow Me on Pinterest

KONULARA ABONE OLUN

Siteye Abone Olun:

Delivered by FeedBurner

Çok Tıklananlar

  • Kurdeleden çok basit ama gösterişli bir gül yapımı (video)
    Kurdeleden bir çok fiyonk, gül, toka, takı aksesuar vs. gibi materyallerin yapımını gördüm ama böyle kolayını ve güzelini görmedim. Yılbaş...
  • El örgüsü battaniye (açıklamalı)
    Oldum olası el örgüsü battaniyelere bayılırım, bunu görünce çok hoşuma gitti, karşıdan tığla yapıldığını düşündüm ama, yakından inceleyin...
  • Açıklamalı "tunus işi" örgü
    Yine istek üzerine bir post daha. Tunus işini bilmeyenler, örmek isteyenlerden talep geliyordu hep. Vakti zamanında ort...
  • Açıklamalı zor ama güzel bir örnek (tığ işi)
    Bu örneği zaman zaman görüyordum ama nasıl yapıldığına ulaşamıyordum, nihayet ayrıntılı biçimde nasıl yapıldığını buldum ve hemen buraya g...
  • Tığ işi değişik bir örgü tekniği
    Bu bayan tutacak yapmış ama teknik bana çok değişik geldi, bildiğimiz ''ters sık iğnenin'' biraz daha zoru daha oyalayıcıs...
  • ''Hanım dilendi bey beğendi'' örneğinin değişik versiyonu
    Başlıkta dediğim gibi bizim bildiğimiz klasik hanım dilendi bey beğendi örneğinin değişik versiyonu, boşluğa yani zincire değil alttaki ör...
  • Tüm'' Nakış'' çeşitleri ve açıklamaları
    Ne zamandır arıyordum bu bilgileri toplu bir arada. Belki merak edenlere yeni başlayanlara faydası olur. Hazırlayanın derleyenin ellerine...
  • Yılbaşı gecesine özel "kalp" li hediye kutusu yapımı
    Martha ablaya gelmişken hemen çıkmak olmaz tabi, bu hediye kutusunu görünce görmemezlikten gelmek ayıp olur du. Sevgililer günü olarak hazı...
  • Şu meşhur "maydonoz-limon-sarımsak" kürü
    Sabah pek tv bakamıyorum ama bugün fox tv de Ömer Çelakıl'ın programında İbrahim Saraçoğlu konuktu, yine mesleği ile ilgili bilgiler ver...
  • Örnek arayanlara çok şık motifler
    Herkese selam, kış olunca elden tığ yün şiş düşmez, battaniyeler, patikler, hırkalar derken, mevsime yakışır şekilde hobiler de değişiyor....

Kategoriler

AHŞAP SANATI BENİM YAPTIKLARIM BLOG DÜNYASINDAN BİT PAZARI DANTEL DEKORASYON DIY projeleri EL SANATLARI EVİNİZİN MODASI HABERİNİZ OLSUN HAYAT BİLGİSİ HER KADIN GÜZELDİR KADINA DAİR KENDİN BİÇ KENDİK DİK KUMAŞLARIN TASARIMI MODA VE KADIN MUTFAK NAKIŞ MODELLERİ PİŞİRDİKLERİM SANAT KÖŞESİ SEVİMLİ DOSTLAR SİYASET RÜZGARI TAKI TASARIM Vintage çalışmalar YAP YAKIŞTIR YARATICI ELLER Çok güzel fikir bunlar ÇİÇEKLERİ TANIYALIM ÖRGÜ ŞABLON DERSLERİ ŞİFA NİYETİNE
>

ARŞİV ODASI

  • ▼  2013 (2)
    • ▼  Ekim (1)
      • Herkese Merhaba..Sonunda geldim; Kızımın düğününde...
    • ►  Mart (1)
  • ►  2012 (97)
    • ►  Kasım (1)
    • ►  Ekim (1)
    • ►  Ağustos (2)
    • ►  Temmuz (4)
    • ►  Haziran (4)
    • ►  Mayıs (3)
    • ►  Nisan (6)
    • ►  Mart (10)
    • ►  Şubat (23)
    • ►  Ocak (43)
  • ►  2011 (226)
    • ►  Aralık (82)
    • ►  Kasım (25)
    • ►  Ekim (11)
    • ►  Ağustos (5)
    • ►  Haziran (3)
    • ►  Mayıs (7)
    • ►  Nisan (1)
    • ►  Mart (16)
    • ►  Şubat (42)
    • ►  Ocak (34)
  • ►  2010 (543)
    • ►  Aralık (14)
    • ►  Kasım (51)
    • ►  Ekim (41)
    • ►  Eylül (15)
    • ►  Ağustos (67)
    • ►  Temmuz (80)
    • ►  Haziran (58)
    • ►  Mayıs (38)
    • ►  Nisan (28)
    • ►  Mart (31)
    • ►  Şubat (60)
    • ►  Ocak (60)
  • ►  2009 (27)
    • ►  Aralık (27)

 
  • Fotoğrafım
    Afet Ergü Şaşmaz
    Terapi gibi bişey burada olmak, hobi kutusunda her şey var, kadın, sağlık, örgü, moda vs vs. hayat zaten vesaire değil mi?
    Profilimin tamamını görüntüle

  • review http://hobibox.blogspot.com/ on alexa.com

    Zirve100 Site ekle
    http://labs.ebuzzing.de
  • Siirlerimi okumak için tiklayin.


    Hobiler Koleksiyon
Copyright © .::HobiBox::. | Powered by Blogger
Design by Free WP Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Hosted Exchange Alternative